Haydarpaşa

Bana göre İstanbul’da görüp görebileceğiniz en güzel yapılardan birisidir Haydarpaşa. İstanbul içinde çok fazla tarihi güzellik barındırır fakat Haydarpaşa bunların içinde bir başka olmuştur benim gözümde. Çatısı yandı şöyle oldu böyle oldu otel yapmak istediler falan ama neyse ki şu son zamanlarda ortalık duruldu sessiz sessiz yangın yüzünden oluşan yaralarını sarmaya çalışıyorlar. Umarım özüne sadık kalınarak yapılır bu restorasyon çalışması, çünkü son zamanlarda yapılan restorasyonları başarılı bulmuyorum zamane binaları gibi kalas mimariden uzak esintiler ne yazık ki karışıyor restore edilmeye çalışılan tarihi yapıların hamurlarına.. Sözü çok fazla uzatmadan geçen gün Eminönü-Kadıköy vapurunda çekmiş olduğum bir kaç Haydarpaşa pozunu paylaşıp konuyu bitireyim.

Ah İstanbul Ahh..

Bir çok insan kendisini İstanbul’dan kurtarıp kendini Anadolu’nun sessiz sakin bir kasabasına atmak ister, İstanbul’un kalabalığı, trafiği, stresi orada yaşayan insanları bıktırmış durumdadır. Aslında bunun sorumlusunun İstanbul olmadığını bir çocuğumuz göz ardı etmekte, İstanbul’un bu kadar kalabalık yoğun ve stres dolu bir şehir olmasının tek sebebi yine biz insanlarız. Nerede çokluk orada bokluk derler ya gerçekten bu çok doğru bir söz aslında, İstanbul bugün 1,5 milyonluk bir şehir olsa tadından yenmez ama gelin görün ki bugün kayıtlı 15 milyon civarı kayıt dışı ise ben 22 milyon vardır diyorum. Bende İstanbul’dan kaçıp bir gün Çanakkale’de hayatımın geri kalanını sürdürmek istiyorum ama keşke dediğim gibi İstanbul’a bu kadar fazla yükleme yapmasaydık ta burada yaşayan insanlar da rahat rahat yaşamlarını sürdürebilselerdi. Sözü daha fazla uzatmayacağım sizlere bir kaç güzel İstanbul karesiyle veda etmek istiyorum.. Sağlıcakla kalın!

 

Yerebatan Sarnıcı

Bugün güzel havanın vermiş olduğu keyif ve enerji ile birlikte kendimi dışarılara attım ve yakın çevremdeki güzellikleri daha yakından görmek istedim. Bilenler bilirler yerebatan sarnıcını şu Gülhane’nin biraz yukarısındaki hani, çocukluğumda dedem sağ olsun götürmüştü beni bir kere tekrar ziyaret etmek bu güne kısmetmiş. Yerebatan sarnıcının tarihi hakkında uzun uzun bilgiler vermeyeceğim merak edenler internetten gani gani bulurlar zaten, ben daha çok gözüme çarpan bir iki şeyden bahsedip konuyu noktalayacağım. Öncelikle çocukken gittiğimde yürüdüğümüz köprü gibi yolların altından sular akardı ve hatta balık bile vardı o suların içinde, şimdi gittiğimde ise sular çekilmiş ve rutubetli aynı zamanda da kokulu bir ortam vardı yani o eski güzelliği kalmamış nedense. Bir diğer konu ise içeride bir yenileme çalışması olduğu gözüme çarptı belkide bu yüzden suları boşaltmış olabilirler. Ücretlendirmeye gelecek olursak, TC vatandaşlarına 10tl öğrencilere 5tl yabancılara ise 20tl yazıyordu girişte ve müze kart geçmiyor bilginiz olsun.

İki Küçük Zilli

Akvaryumlara karşı olan ilgimi bilen bilir, bundan yaklaşık olarak 5 ay önce almış olduğum 2 erkek 4 dişilik lepistes kolonim vardı. Koloninin oturması çok uzun zaman almadı ve ben yaklaşık olarak 2 ay sonra yavru almaya başladım fakat bir sorun vardı Çanakkale ye gidecektik. Balıkları evde ölüme terk etmek olmazdı tabii tüm balıklarımı doldurdum sağlam bir poşete ve bizimle birlikte tatile geldiler. Yaklaşık olarak 2 ay süren Çanakkale tatilleri ne yazık ki ölümle sonuçlandı.. Tatil bitti evimize geri döndük, ben akvaryumu içinde su dolu bir şekilde bırakıp gitmiştim. Akvaryuma ilk bakışta hayat yok gibi görünse de biraz dikkatli bakınca 2 tane yavrunun yüzdüğünü gördüm ve gerçekten çok şaşırdım 2 aydır hiç bir yem ve bakım görmeden yaşamışlar. Ben tatile giderken bu balıkların varlığından bile haberdar değildim, muhtemelen dip köşe bir yere saklanmışlardı ve çok ufak oldukları için gözümden kaçmışlar. Hemen akvaryumu temizleyip düzenli yem vermeye başladım ve çok geçmeden balıklar serpildiler.. iki adet dişi lespistesim oldu. Anne babalarını ne yazık ki yazın kaybettim ama yola onların kanından gelen yavrularıyla devam edeceğim…

Ufak Tefek Karalamaya Çalışmalar

Öncelikle selamlar herkese uzun bir süredir bu mecrada görünmüyordum, bir geri dönüşün vaktini geldiğini hissettim ve tekrar buradayım. Çocukluğumda az çok resim anlamında karalamışlığım vardı fakat aradan geçen yıllar hayat koşturmacası derken bu hobimi derler artık ne demek isterseniz öyle söyleyin üzerine gitmedim. Geçen gün yatağımda yatarken odamın balkonundan gözüme çarpan saçma sapan çarpık yapılaşmanın resmini çizmez geldi içinden ve yaptım bir şeyler kendi çapımda. Şimdi bu yazının üzerinde gördüğünüz fotoğraf resmini çizmeye çalıştığım yerin orijinal hali alt taraftaki de benim yapmaya çalıştığım tabi ki büyük hatalar var prof değilim iddiamda yok hobi amaçlı takılıyorum burada da paylaşmak istedim, saygılar.