Tarihi Semt Eminönü

İstanbul’un tarihi noktalarından biri olan Eminönü fatih ilçesine bağlı tarihi bir semttir. Eminönü İstanbul’un en iyi konumuna sahip semtlerinden birisidir hem Asya hemde Avrupa kıt’alarını birbirine bağlar nitelikle bir bölgede bulunuyor. Tarih açısından da mısır çarşısı, galata köprüsü, kapalı çarşı, gülhane, Sultan Ahmet gibi bir çok önemli noktanın çok çok yakınındadır. Tramvay ve vapur Eminönü ne ulaşım açısından kullanılabilecek en rahat toplu taşıma araçlarıdır, bunların yanında çeşitli ilçe ve semtlerden otobüs ve dolmuş seferleri günün her saati Eminönü ne seferler düzenlemektedir. Hayvan pazarı, bitki pazarı gibi İstanbulluların gezmekten zevk aldığı yerlerin yanı sıra doğu bank tahtakale gibi teknolojik ürünlerin bulunduğu çarşı ve hanları bünyesinde barındırır. İstanbul’un en önemli ticaret noktasından biri olan Eminönü haftanın her günü mesai saatleri boyunca yoğun ve kalabalıktır.

Anıtkabir

Daha önce bir 10 kasım günü ziyaret etme fırsatı bulduğum Anıtkabir’i geçtiğimiz günlerde daha sakin ve kalabalık olmayan bir günde detaylıca gezme fırsatı buldum. Harika bir mimariye sahip olan bu yapıt tam da atamıza layık bir mabet. Anıtkabir ile ilgili öğrendiğim ince bir bilgi ise şu şekilde; Atamız ölümünden önce halkımız benim cansız bedenimi istediği yere defnedebilir fakat mezarımdan baktığımda her zaman şanlı Türk bayrağını görmek isterim gibi bir cümle kurmuş. Ölümünden sonra Atatürk’ün söylemiş olduğu bu sözleri vasiyeti olarak kabul edilmiş ve Anıtkabir öyle bir mimariyle yapılmıştır ki, Atamızın yatmakta olduğu mezar odasının kapısındaki bakır kabartma Atatürk silüeti tam karşısındaki camdan görünen Ankara kalesinde dalgalanmakta olan Türk bayrağına bakmaktadır.

Atatürk’ün Makam Aracı

Bir hafta gibi bir süredir yine bu mecraya ara vermiş durumdaydım, bu aranın sebebi küçük bir Ankara ve Çanakkale turu yapmamdı. Gidip gördüğüm yerlerde bol bol fotoğraflar çekmeye çalıştım sizleri yanımda götürme imkanım yok ama çektiğim fotoğraflar sayesinde gördüklerimi sizlere de aktarmaya çalışacağım.

İlk gittiğim yer Ankara oldu, Ankara’ya gidip de atamızın yattığı Anıtkabir ‘i ziyaret etmemek düşünülemez bile burada  bir çok fotoğraf çekip Yüce Türk Mustafa Kemal Atatürk’ü kabrinde ziyaret ettim ve dua okuma fırsatı buldum. Müzeleri gezdim ve Atatürk’ün Cumhuriyetin ilanından sonra bayramlarda, özel günlerde ve protokol geçitlerinde kullandığı Lincoln marka aracını bire bir yerinde görme fırsatım oldu. Klasik otomobillere karşı oldukça ilgili olduğumdan bu aracı görmüş olmak beni ekstra mutlu etti.

Haydarpaşa

Bana göre İstanbul’da görüp görebileceğiniz en güzel yapılardan birisidir Haydarpaşa. İstanbul içinde çok fazla tarihi güzellik barındırır fakat Haydarpaşa bunların içinde bir başka olmuştur benim gözümde. Çatısı yandı şöyle oldu böyle oldu otel yapmak istediler falan ama neyse ki şu son zamanlarda ortalık duruldu sessiz sessiz yangın yüzünden oluşan yaralarını sarmaya çalışıyorlar. Umarım özüne sadık kalınarak yapılır bu restorasyon çalışması, çünkü son zamanlarda yapılan restorasyonları başarılı bulmuyorum zamane binaları gibi kalas mimariden uzak esintiler ne yazık ki karışıyor restore edilmeye çalışılan tarihi yapıların hamurlarına.. Sözü çok fazla uzatmadan geçen gün Eminönü-Kadıköy vapurunda çekmiş olduğum bir kaç Haydarpaşa pozunu paylaşıp konuyu bitireyim.

Yerebatan Sarnıcı

Bugün güzel havanın vermiş olduğu keyif ve enerji ile birlikte kendimi dışarılara attım ve yakın çevremdeki güzellikleri daha yakından görmek istedim. Bilenler bilirler yerebatan sarnıcını şu Gülhane’nin biraz yukarısındaki hani, çocukluğumda dedem sağ olsun götürmüştü beni bir kere tekrar ziyaret etmek bu güne kısmetmiş. Yerebatan sarnıcının tarihi hakkında uzun uzun bilgiler vermeyeceğim merak edenler internetten gani gani bulurlar zaten, ben daha çok gözüme çarpan bir iki şeyden bahsedip konuyu noktalayacağım. Öncelikle çocukken gittiğimde yürüdüğümüz köprü gibi yolların altından sular akardı ve hatta balık bile vardı o suların içinde, şimdi gittiğimde ise sular çekilmiş ve rutubetli aynı zamanda da kokulu bir ortam vardı yani o eski güzelliği kalmamış nedense. Bir diğer konu ise içeride bir yenileme çalışması olduğu gözüme çarptı belkide bu yüzden suları boşaltmış olabilirler. Ücretlendirmeye gelecek olursak, TC vatandaşlarına 10tl öğrencilere 5tl yabancılara ise 20tl yazıyordu girişte ve müze kart geçmiyor bilginiz olsun.

Çanakkale Şehitlik Ziyareti (11.03.2018)

11.03.2018 Çanakkale Şehitliği 

Merhaba sevgili okurlar, önceki yazılarımı takip edebilme fırsatınız olduysa, Çanakkale’ye ne kadar bağlı olduğumu biliyorsunuzdur. O zaman bilmeyenler için de özet geçiyormuş gibi olsun;

Yaz aylarının büyük bir kısmını Çanakkale’de geçiririm, bu adet yaklaşık 20 senedir bozulmamıştır. Gelibolu’nun oralarda, sabahtan akşama kadar evde salıncakta sallanan birini görürseniz emin olun o benimdir.

Her sene Çanakkale Şehitliklerini ziyaret etmeye çalışırım, mümkün olduğunca İstanbul’dan belediye turları ile gelenlerle aynı zamana denk getirmemeye çalışıyorum. Nedendir bilmiyorum ama Nisan/Mayıs aylarında tüm belediyeler çılgınlar gibi Şehitliklere ücretsiz gezi düzenliyor. Bir bakıma güzel bir şey tabii, imkanı olmayanların da gidip oraları görmeleri için kaçınılmaz bir fırsat. Yukarıda gördüğünüz tarihte yaptığım bir diğer Şehitlikler ziyaretinde bol bol fotoğraflar çektim. Eski haliyle şuan ki hali arasında çok büyük farklılıklar var. Ben buraya ilk olarak 3 yaşında falan gelmişim herhalde öyle söylüyorlar ben pek o yılları hatırlamıyorum tabii ama, işte o zamandan beri düzenli olarak ziyarete devam etmeye çalışıyorum.

Şimdi biraz Çanakkale Şehitliği hakkında bilgilenelim;

21 Ağustos 1960 günü halka açılmıştır. Şehitlikte, Anadolu Yakası, Gelibolu, Kilitbahir, Eceabat ve Anafartalar Şehitlikleri vardır. Çanakkale Şehitliği, 1. Dünya Savaşında, Çanakkale Savaşları sırasında şehit olan Türk askerlerimiz için yaptırılmıştır. Gerçek mezarlar burada bulunmuyor, sadece sembolik olarak mezar taşlarında isimleri yer alıyor.