Arabadan Bisiklete Geçiş

Son 15 gündür satışa çıkartmış olduğum aracımı bugün benim bile inanamadığım bir hızda sattım. Günlerdir arayıp hocam en son ne olur, kardeş şurasında şu var tarzı saçma sapan telefon görüşmeleri yapmak durumunda kaldım ve sanırım istediğim rakamlara satamayacağım düşüncesine kapıldım fakat bu sabah ansızın bir telefon geldi. Arayan kişi de klasik kaç para hocam şimdi bu araba diye konuya girdi, bende am*na koduğum orda zaten fiyat yazıyor’un bir iki tık kibar versiyo nuyla cevap verip tersledim p*çi, eyvallah hocam dedi ve kapattı. Velhasılkelam geri aradı eleman ve almaya geldiğini söyleyip seri bir şekilde satışı yaptık, hayrını görsün. Bende araba satılırsa bir bisiklet alıp hem çevre dostu takılırım hemde fazla kiloları vermek için bahane olur diye düşünüyordum derken karşıma şu katlanabilir bisikletler çıktı. En güzel avantajı katlayıp evine kolaylıkla çıkarta biliyorsun ve çalınma riskini sıfıra indirmiş oluyorsun, malum İstanbul’da normal adamdan çok hırsız var. Almayı düşündüğüm bisikletin bir kaç fotosunu aşağıda paylaşacağım bakalım henüz net karar vermedim ama alırsam bisikletimle bir poz verip onunla ilgilide bir şeyler karalarım.

 

İstanbul’da Park Yeri Sorunsalı!

Biraz sitem etmeye geldim, ne yazık ki İstanbul da yaşamak zorunda ve oto parkı olmayan bir evde yaşıyorsanız eminim bu sorun bir çoğunuz ile ortak noktamızdır. Sene 2018 oldu 19 a şurada ne kaldı diye düşünmeden edemiyor insan ama İstanbul’un bu kalabalığı ve araç sayısındaki fazlalık gerçekten önüne geçilemez bir sorun haline gelmiş durumda. Bazen düşünüyorum da bu ÖTV oranların makul seviyelerde olsa o zaman İstanbul’un hali nasıl olurdu tahmin bile etmek istemiyorum. Oturduğum semtte her zaman kronik bir park yeri sorunu vardı, evinin önüne aracını park edenlerin kendisini şanslı hissettiği bir semtte yaşıyorum öyle söyleyeyim siz anlayın. Bugün yine arkadaşlarla biraz takıldım ve eve geç saate geldim ki zaten mahalleye saat 18:00 dan sonra gelince park yeri bulma ihtimalin %25 in altına inmiş oluyor, benim mahalleye giriş saatim 02:00 yer bulma ihtimali sıfır. Böyle durumlarda evime yaklaşık olarak 1 km uzaklıktaki oto parkı olan evlerin bulunduğu bir sokağa gidip arabamı oraya park etmek zorunda kalıyorum ve geri 1 km yürüyorum. Bakıldığında spor oluyor bir yerde ama saçma da gelmiyor değil sözüm ona araba var.. Sizlere bizim sokaktan bir kare bırakıp veda ediyorum.

Tarihi Semt Eminönü

İstanbul’un tarihi noktalarından biri olan Eminönü fatih ilçesine bağlı tarihi bir semttir. Eminönü İstanbul’un en iyi konumuna sahip semtlerinden birisidir hem Asya hemde Avrupa kıt’alarını birbirine bağlar nitelikle bir bölgede bulunuyor. Tarih açısından da mısır çarşısı, galata köprüsü, kapalı çarşı, gülhane, Sultan Ahmet gibi bir çok önemli noktanın çok çok yakınındadır. Tramvay ve vapur Eminönü ne ulaşım açısından kullanılabilecek en rahat toplu taşıma araçlarıdır, bunların yanında çeşitli ilçe ve semtlerden otobüs ve dolmuş seferleri günün her saati Eminönü ne seferler düzenlemektedir. Hayvan pazarı, bitki pazarı gibi İstanbulluların gezmekten zevk aldığı yerlerin yanı sıra doğu bank tahtakale gibi teknolojik ürünlerin bulunduğu çarşı ve hanları bünyesinde barındırır. İstanbul’un en önemli ticaret noktasından biri olan Eminönü haftanın her günü mesai saatleri boyunca yoğun ve kalabalıktır.

Çiğköftem Organik

Boğazıma düşkün olduğumu inkar edemeyeceğim, instagram keşfet’imde sürekli olarak yemek, tatlı, kebap videoları dönüp durur. Bugün yine can sıkıntısına keşfet de takılırken çiğköftem organik diye bir çiğ köfteciye denk geldim ve bu arkadaşa bir uğrayıp çiğ köftesinin tadına bakmak lazım diye düşündüm. Arkadaş zaten baya trend olmuş sosyal medyada, televizyon programlarına falan çıktığına mekana gittiğimde öğrendim. Çiğ köftesini 2 yıl boyunca yapmış olduğu lezzet çalışmaları sonucu bu halini almış ana ürün zeytin yağı ile yoğuruluyor olması ve yine diğerleri gibi bu çiğ köfte de etsiz. Bence burayı bu kadar ünlü yapan şey sunum şekli uzak doğu etkisinde kalındığı aşikar ki uzun dikdörtgen bir tabakta sushi görünümünde servis ediliyor ve bu çiğköftem organiği diğer çiğ köftecilerden ayrı kılıyor. Fiyat ortalama seviyelerde bir çiğ köftenin ederi ne kadar ise o kadar, merak edenler için mekan İstanbul Şirinevler’de

Türkiye Bosna hersek

Nihat kahveci, Tuncay şanlı, Tugay kerimoğlu, Hasan şaş, Ümit davala, Bülent korkmaz ve daha niceleri, bu isimler milli takımı milli takım yapan o ruhu dönemin 70 milyonuna aktarabilen güzel hakkaniyetli adam gibi futbolculardı. Bu akşam milli maçımız var eskiden olsa öncesinde bir heyecan bir mutluluk – sevinç karışımı duygular sarardı ruhumu fakat şimdi öyle ki milli maç olduğunu maçın başlamasına bir kaç saat kala sosyal medyada rast gele dolaşırken şans eseri öğreniyorum. Bunun suçlusu bizler değiliz elbetteki ben faturayı kendi içimde dönemin ruhsuz futbolcularına başarısız teknik heyetine ve bir o kadar kötü olan federasyona kesiyorum. Ne olursa olsun maç akşam 20:30 da trt1 ekranlarında olacak izlemek isteyecek olanların bilgisi olsun.

Anıtkabir

Daha önce bir 10 kasım günü ziyaret etme fırsatı bulduğum Anıtkabir’i geçtiğimiz günlerde daha sakin ve kalabalık olmayan bir günde detaylıca gezme fırsatı buldum. Harika bir mimariye sahip olan bu yapıt tam da atamıza layık bir mabet. Anıtkabir ile ilgili öğrendiğim ince bir bilgi ise şu şekilde; Atamız ölümünden önce halkımız benim cansız bedenimi istediği yere defnedebilir fakat mezarımdan baktığımda her zaman şanlı Türk bayrağını görmek isterim gibi bir cümle kurmuş. Ölümünden sonra Atatürk’ün söylemiş olduğu bu sözleri vasiyeti olarak kabul edilmiş ve Anıtkabir öyle bir mimariyle yapılmıştır ki, Atamızın yatmakta olduğu mezar odasının kapısındaki bakır kabartma Atatürk silüeti tam karşısındaki camdan görünen Ankara kalesinde dalgalanmakta olan Türk bayrağına bakmaktadır.

Haydarpaşa

Bana göre İstanbul’da görüp görebileceğiniz en güzel yapılardan birisidir Haydarpaşa. İstanbul içinde çok fazla tarihi güzellik barındırır fakat Haydarpaşa bunların içinde bir başka olmuştur benim gözümde. Çatısı yandı şöyle oldu böyle oldu otel yapmak istediler falan ama neyse ki şu son zamanlarda ortalık duruldu sessiz sessiz yangın yüzünden oluşan yaralarını sarmaya çalışıyorlar. Umarım özüne sadık kalınarak yapılır bu restorasyon çalışması, çünkü son zamanlarda yapılan restorasyonları başarılı bulmuyorum zamane binaları gibi kalas mimariden uzak esintiler ne yazık ki karışıyor restore edilmeye çalışılan tarihi yapıların hamurlarına.. Sözü çok fazla uzatmadan geçen gün Eminönü-Kadıköy vapurunda çekmiş olduğum bir kaç Haydarpaşa pozunu paylaşıp konuyu bitireyim.

Ah İstanbul Ahh..

Bir çok insan kendisini İstanbul’dan kurtarıp kendini Anadolu’nun sessiz sakin bir kasabasına atmak ister, İstanbul’un kalabalığı, trafiği, stresi orada yaşayan insanları bıktırmış durumdadır. Aslında bunun sorumlusunun İstanbul olmadığını bir çocuğumuz göz ardı etmekte, İstanbul’un bu kadar kalabalık yoğun ve stres dolu bir şehir olmasının tek sebebi yine biz insanlarız. Nerede çokluk orada bokluk derler ya gerçekten bu çok doğru bir söz aslında, İstanbul bugün 1,5 milyonluk bir şehir olsa tadından yenmez ama gelin görün ki bugün kayıtlı 15 milyon civarı kayıt dışı ise ben 22 milyon vardır diyorum. Bende İstanbul’dan kaçıp bir gün Çanakkale’de hayatımın geri kalanını sürdürmek istiyorum ama keşke dediğim gibi İstanbul’a bu kadar fazla yükleme yapmasaydık ta burada yaşayan insanlar da rahat rahat yaşamlarını sürdürebilselerdi. Sözü daha fazla uzatmayacağım sizlere bir kaç güzel İstanbul karesiyle veda etmek istiyorum.. Sağlıcakla kalın!

 

Yerebatan Sarnıcı

Bugün güzel havanın vermiş olduğu keyif ve enerji ile birlikte kendimi dışarılara attım ve yakın çevremdeki güzellikleri daha yakından görmek istedim. Bilenler bilirler yerebatan sarnıcını şu Gülhane’nin biraz yukarısındaki hani, çocukluğumda dedem sağ olsun götürmüştü beni bir kere tekrar ziyaret etmek bu güne kısmetmiş. Yerebatan sarnıcının tarihi hakkında uzun uzun bilgiler vermeyeceğim merak edenler internetten gani gani bulurlar zaten, ben daha çok gözüme çarpan bir iki şeyden bahsedip konuyu noktalayacağım. Öncelikle çocukken gittiğimde yürüdüğümüz köprü gibi yolların altından sular akardı ve hatta balık bile vardı o suların içinde, şimdi gittiğimde ise sular çekilmiş ve rutubetli aynı zamanda da kokulu bir ortam vardı yani o eski güzelliği kalmamış nedense. Bir diğer konu ise içeride bir yenileme çalışması olduğu gözüme çarptı belkide bu yüzden suları boşaltmış olabilirler. Ücretlendirmeye gelecek olursak, TC vatandaşlarına 10tl öğrencilere 5tl yabancılara ise 20tl yazıyordu girişte ve müze kart geçmiyor bilginiz olsun.

İki Küçük Zilli

Akvaryumlara karşı olan ilgimi bilen bilir, bundan yaklaşık olarak 5 ay önce almış olduğum 2 erkek 4 dişilik lepistes kolonim vardı. Koloninin oturması çok uzun zaman almadı ve ben yaklaşık olarak 2 ay sonra yavru almaya başladım fakat bir sorun vardı Çanakkale ye gidecektik. Balıkları evde ölüme terk etmek olmazdı tabii tüm balıklarımı doldurdum sağlam bir poşete ve bizimle birlikte tatile geldiler. Yaklaşık olarak 2 ay süren Çanakkale tatilleri ne yazık ki ölümle sonuçlandı.. Tatil bitti evimize geri döndük, ben akvaryumu içinde su dolu bir şekilde bırakıp gitmiştim. Akvaryuma ilk bakışta hayat yok gibi görünse de biraz dikkatli bakınca 2 tane yavrunun yüzdüğünü gördüm ve gerçekten çok şaşırdım 2 aydır hiç bir yem ve bakım görmeden yaşamışlar. Ben tatile giderken bu balıkların varlığından bile haberdar değildim, muhtemelen dip köşe bir yere saklanmışlardı ve çok ufak oldukları için gözümden kaçmışlar. Hemen akvaryumu temizleyip düzenli yem vermeye başladım ve çok geçmeden balıklar serpildiler.. iki adet dişi lespistesim oldu. Anne babalarını ne yazık ki yazın kaybettim ama yola onların kanından gelen yavrularıyla devam edeceğim…