I Miss UK

Geçenlerde telefonu karıştırırken @kalvas ile birlikte Ukrayna’ya giderken ki fotoğrafımızı buldum, fotoğrafı çekende evinin otoparkına arabayı bıraktığımız çok sevdiğimiz bir dostumuz hatta sonradan fotoğrafı o gönderdi bana. Ulan dedim ya çok özlediğimi hissettim o günleri gerçekten inanılmaz eğlenceli ve güzel vakit geçirmiştik. Ukrayna’ya kış aylarında gitmiştik o kadar soğuktu ki dışarıda dolaşmak pek kolay olmamıştı, sürekli yağan bir kar ve ülkenin kendine has havası ve ortamı kültürü, insanı öyle bir havaya sokuyor ki tarif edilemez yaşamak lazım. Oldukça eski yapıların ağırlıkta olduğu bir bölgeye gitmiştik biz her yeri Beyoğlu gibi hayal edin yazılar farklı insanlar bir değişik falan güzeldi ya. Bu fotoğraf beni o günlere götürdü ve özlediğimi hissettirdi, tüm güzel yaşanacak anı ve hatıraların başlangıcı bu şekilde olmuştu fotoğraf aşağıda.

Tarihi Semt Eminönü

İstanbul’un tarihi noktalarından biri olan Eminönü fatih ilçesine bağlı tarihi bir semttir. Eminönü İstanbul’un en iyi konumuna sahip semtlerinden birisidir hem Asya hemde Avrupa kıt’alarını birbirine bağlar nitelikle bir bölgede bulunuyor. Tarih açısından da mısır çarşısı, galata köprüsü, kapalı çarşı, gülhane, Sultan Ahmet gibi bir çok önemli noktanın çok çok yakınındadır. Tramvay ve vapur Eminönü ne ulaşım açısından kullanılabilecek en rahat toplu taşıma araçlarıdır, bunların yanında çeşitli ilçe ve semtlerden otobüs ve dolmuş seferleri günün her saati Eminönü ne seferler düzenlemektedir. Hayvan pazarı, bitki pazarı gibi İstanbulluların gezmekten zevk aldığı yerlerin yanı sıra doğu bank tahtakale gibi teknolojik ürünlerin bulunduğu çarşı ve hanları bünyesinde barındırır. İstanbul’un en önemli ticaret noktasından biri olan Eminönü haftanın her günü mesai saatleri boyunca yoğun ve kalabalıktır.

Kabatepe Camping

Selamlar arkadaşlar sıcak yaz ağlarında İstanbul’un ne kadar bunaltıcı bir şehir olduğunun hepiniz farkındasınızdır.  Çalışan insanlar İstanbul’dan bir an önce kaçabilmek için yıllık izinlerini iple çekiyorlar, peki ya yıllık izni olmayanlar ne yapacak yanacaklar mı İstanbul’da ? tabi ki hayır onlar için cumartesi pazar günlerini tam bir tatil havasında geçirebilecekleri harika bir camp alanı keşfettim hemde öyle herkesin çok bilmediği bakir kalmış bir yer.

kabatepe camping ile ilgili görsel sonucu

Neresi burası zumacım söylesene artık der gibisiniz, bu yerin adı Gelibolu yarımadasında bulunan Kabatepe plajı ve camp alanı. İstanbuldan yola çıktığınızda 320km, tekirdağ yolu üzerinden Malkara ve Keşan’ı geçip Gelibolu ulaşıyor buradan da Eceabat’a doğru devam edip
Eceabat’a gelmeden yol ayrımındaki Kabatepe sapağına katılıp 10 dakika daha yolculuk yapıyor ve 4,5-5 saat gibi bir sürede camp alanına ulaşıyorsunuz. Tesisin giriş ücreti araç şöför + 1 yolcu için 10tl eklenen her kişi için +2 tl gibi çok cüzzi bir ücret.

kabatepe camping ile ilgili görsel sonucu

Tesisin içinde çadırınızı çam ağaçlarının gölgesine kuruyorsunuz ve isteğiniz doğrultusunda buzdolabı ve elektrik prizi kiralayabiliyorsunuz (buzdolabı ve priz ücreti hakkında bilgim yok) duş wc son derece temiz gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.Yemek ve alkol fiyatları oldukça uygun. Hafta sonunda istanbulda tıkılıp kalmak yerine son derece hesaplı ve keyifli bir tatil için kabatepe camp alanını tercih edebilirsiniz, şimdiden tercih edecek olan arkadaşlara iyi tatiller diliyorum.

Travel: İğneada/Kırklareli – TURKEY

Kafa dinlemek için en iyi çözüm yolu tatile çıkmaktır. Genelde kolay kolay bunalmam fakat son bir kaç aydır piyasadaki kasvetli ortam beni gerçekten çok yordu. Bu yüzden Ukrayna tatilimden sonra ilk kez başka bir tatil planı yapmaya başladım. Daha çok kafa dinlemekten yana olduğum için sessiz sakin doğayla iç içe mekanları tercih ederim, bu kez Türkiye içerisinde bir yere gitmek istediğim için adresim İğneada oldu.

İyi de oldu…

İğneada’ya daha önce hiç gitmemiştim. İstanbul’dan yola çıkarak, İğneada’ya yaklaşık 2.30-3.00 saat kadar bir süre zarfında varabiliyorsunuz. Çok fazla virajlı yollarının olmasının yanı sıra bir çokta doğa manzarasına sahip olan İğneada, beni genel olarak tatmin etti diyebilirim. Yolculuk esnasında en tuhafıma giden olay, İğneada yolu üzerinde manyetik alan olarak adlandırılan bir yerin olmasıydı. Bu yol baktığınızda aslında yokuş aşağı gittiğinizi görüyorsunuz fakat arabayı durdurup boşa aldığınız zaman, araba kendi kendine yokuşu tırmanıyor. İnternette bu olayla alakalı bir çok video seyretmiştim ama gidip deneyimlemek gerçekten ilginç oldu.

İğneada’nın merkezinde bir pansiyonda konakladım. Pansiyonun konumu çok güzeldi, yani yürüyerek plaja ve çarşıya gitmeniz sadece 10-15 dakika sürüyordu. Ama bayram olduğu için gereğinden fazla bir kalabalık vardı. Bu kalabalıkta ister istemez, plajlara çarşılara bir hayli yansımıştı. Biz ekip olarak 7 kişi, 2 araba gittik. Daha çok keşfedilmemiş bakir sahilleri tercih ettik.

Genel olarak yaz aylarında günün büyük bir kısmı plajda geçtiği için bir anda akşam vakti olmuştu ve mangalın başına geçmiştik bile. Biz mangalı yaparken havada gök gürültüleri başlamıştı bile. Enteresan bir havaya sahip olan İğneada’da yaz ayında aniden fındık büyüklüğünde dolu yağışı ile karşı karşıya kaldık. Zor şartlar altında da olsa mangal başarıyla tamamlandı.

Beğendik/İğneada buranın çok tuhaf bir atmosferi vardı. Tamamen doğanın içinde, denizin kenarında bir kafesi dışında başka hiç bir şeyi olmayan bu yer manzaraya karşı, gün batımını seyrederken çay içip huzur dolmanız için kesinlikle tercih etmeniz gereken bir mekan.

Sahilinde çok garip kayalar vardı, kayalar sanki elle yapılmış gibi hepsi birbirine benziyor ve kayaların üstünde belirli aralıklarla boşluklar vardı. Lol oynayanlar bilir adeta Taliyah’ın ultisi gibiydi bu kayalar.

Tatil bitti, İstanbul’a geri dönüş yolculuğu başladı. Yolculuk esnasında inanılmaz bir yağmura yakalandık, arabanın silecekleri resmen yetersiz geliyordu. Dediğim gibi çok tuhaf bir havası vardı buranın. Yağmur yarım saat kadar yağdıktan sonra, ormanın içinde çay, kahve servisi yapan bir kafe bulduk. Gerçekten çok samimi bir ortamı vardı ve burada orman havasını çok net bir şekilde soluyabiliyorsunuz. Çay molasının ardından yavaştan İstanbul’a doğru yaklaşınca Büyükçekmece tabelasını görünce tatilin bittiğini anladım.